Hayatta çoğunlukla görmezden geldiğimiz, belki de devre dışı bırakmaya çalıştığımız en önemli etmendir şans. En başında başlar bu şans etmeni; yüz binlerce sperm hücresi arasında yumurtayı dölleyebilecek o adayın bizi oluşturması, dokuz ay içinde gerçekleşen milyonlarca biyolojik olayın olması gerektiği gibi gerçekleşmesi ve sağlıklı doğmamız her ne kadar bilimle genişlettirilmiş olsa da sadece şansla açıklanabilir. Doğduktan sonra da devam eder bu şans faktörü. Hatta ne yiyeceğimiz bile şansa bağlıdır. Mesela Malezya’da yoksul bir ailede dünyaya gelebilirdik ve o zaman ” hep karbonhidrat olmaz ki, biraz da et yiyeyim.” gibi cümleler kuramazdık. Çünkü oralarda dünyada en çok tüketilen dört üründen başka bir seçeneğiniz yoktur; pirinç, buğday, mısır ve bugünkü konuğumuz. Bugün böyle çok “şans”lı bir giriş yaptığım için beni kaderin üstünlüğüne inanan ve her şeyi kadere bırakan biri olarak tanımanızı istemem, öyle değilim zira? Böyle denk geldi diyelim ve uzatmadan bugünkü konuğumuza dönelim.

 

O dördüncü ürün patates. Dünyada en çok üretilen ve farklı şekillerde de olsa tüketilen besinlerden birisi. Bilimsel adı  Solanum tuberosum ve patlıcangiller familyasının bir üyesi. Karakavza yazımda da bahsettiğim gibi kendisi bir kök sebze değil, gövdenin toprak altındaki bölümünde yetişen bir yumru sadece. Güney Amerika kökenli patates 10.000 yıldır tüketiliyor. Tabi şimdi dünyada 160’ın üzerinde ülkede yetiştiriliyor ve kişi başına yıllık tüketim 33 kilogramı aşmış durumda. Patatesin besleyici değerlerine bakmak gerekirse, 100 gram haşlanmış patates 87 kaloridir. Çok miktarda karbonhidrat, az miktarda protein ve daha az miktarda yağ içerir. Kalsiyum, magnezyum, fosfor ve bol miktarda potasyum içerir. Ayrıca niasin, folat ve C vitamini de içerir. Patates, protein miktarı kadar az lif de içerir. Yani sindirime de yardımcı olabilir. İçerdiği C ve kompleks B vitaminleri ile mineraller sayesinde cilt sağlığını koruduğu ise bir gerçektir patatesin. Ama yine de patatesin çok besleyici bir besin olduğunu söyleyemeyiz. Düşük protein içeriğine rağmen çok fazla üretilip tüketildiği için patates, 1900’lü yılların başına kadar dünya çapında görülen malnütrisyon vakalarında önemli rol oynuyordu. Günümüzde gelir düzeyi düşük ülkelerde patates tüketimi hala çok fazladır ve bu, o bölgelerde görülen malnütrisyon vakalarında önemli bir paya sahiptir.

 

Harvard Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre insanların günlük diyetinde bir servis tam tahıllı ürün yerine bir servis patates eklendiğinde tip-2 diyabet riski %30 artmaktadır. Aynı şekilde patates ürünlerinin artmasıyla obezite oranının da arttığı görülmektedir. Tabi bu yeni ürünlerin nasıl hazırlandığına da bağlıdır ama patatesin yüksek nişasta içeriği de görmezden gelinemez. Yani patates dikkatli tüketilmesi gereken ve tüketileceği zaman kızartma yerine fırınlama veya haşlama yöntemlerinin tercih edilmesi gereken bir besindir.

 

Kaynaklarım:

  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3650512/#bib32
  2. https://www.organicfacts.net/health-benefits/vegetable/health-benefits-of-potato.html